13 Eylül 2018 Perşembe




ZAMANI GELDİ


Kendimle konuşmak ne kadar da zor geliyor artık. Çok uzun süredir ruhum akılcı bir kilidin altında. Ve artık hür bırak beni diye haykırıyor. Fakat ben buna engel olmaya çalışıyorum. Kendimden ve gerçekliğimden ne kadar uzakta yaşarsam o kadar huzurlu olabileceğim kanaatindeyim. Evet huzur konusunda bu tasarladığım yaşam biçiminin kullanışlı olduğunu söyleyebilirim. Ama artık vücudum ve benliğim buna dayanmıyor. Artık kendimi uyuşturamıyorum. Ve kilit kırılmak üzere. Biliyorum ki o kilit kırıldığında, ruhumla birlikte içeride beklemekte olan bin bir türlü ifrit ve karanlık beynimin dört bir yanına saçılacak. Bunun ağırlığı beni korkutmuyor değil. Zamanında yaptığım bu akılcı seçimin faturası ise muhtemelen şu an tahmin ettiğimden daha ağır olacak. Ama dediğim gibi artık böyle olmaya yani var-oluyormuş gibi yapmaya daha fazla dayanamayacağım. Araf'ta başıboş bir şekilde ufku arayarak kendimi tüketmektense, ifritin ve karanlığın bana yolu göstermesini tercih ederim. Her ne kadar gerçeğin bedeli acıyla ve gözyaşıyla ödenecek olsa da. Zamanı geldi...

26 Kasım 2012 Pazartesi

Sarhoş olun !



'' Ama neyle ? 

Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.

Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, kaçan, şakıyan, konuşan her şeye sorun 'saat kaç' deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: 

Sarhoş olma saatidir. Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına ! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. ''

                                                                                            Charles Baudelaire

21 Kasım 2012 Çarşamba

Tanrım Kendimi Korumama Yardım Et !




Yaşamak veya hayat dediğimiz, bir olumsuzluklar bütününe dahil olup mutlu olmaya çalışmak sanki. Bir su birikintisinde çırpınıp duran bir böcek gibi. İyi ya da kötü hepimiz gece o yatağa girince, beynimizde kendimizle savaşıyoruz. Ve çelişkilerimizi bir düşman belleyip onları yok ediyoruz, işleri yoluna koyduğumuzu zannediyoruz. Kendimize yakından bakmaya korkuyoruz. Sanki herkes bunu istemeyerek, sırf o yaşam denilen olumsuzluklar ve zorunluluklar bütününde var olabilmek adına yapıyor.

İnsanlar olarak, insanca yaşamak, daha gerçek olmak, daha masum, daha çetrefilli olmak...

Bu kadar kof, bu kadar yüzeysel olmamak...

Vahşi olarak yaşamaya devam ediyoruz ve kaybediyoruz !

5 Kasım 2012 Pazartesi













'' Hello darkness, my old friend,
      I've come to talk with you again.''

3 Kasım 2012 Cumartesi

Titrek




Eskiden, yani bundan 6-7 sene önce  çocukken; o beş katlı binanın beşinci katında yalnız geçirdiğim sayısız öğleden sonralarını suçlayabilirim,şu her gün geçirdiğim kendini tekrarlayan cehennem yolculuğu için.Ya da hiç sorgulamadan, adına yaşam denilen ‘zorunluluklar’ bütününü sırtlarına yüklenen sözde insanları suçlayabilirim her fırsatta beni yüklerine ortak etmeye çalıştıkları için. Ya da müziği suçlayabilirim benliğimde yarattığı eşsiz duyguları acımasızca yok ettiği için sırf kendisi tükeniyor diye. Güneşi suçlayabilirim her sabah koyu renkli perdelerimi delip odamın içine girdiği için. Kutsal iradeyi, sevgilimi, babamı, kendimi kısacası algıladığım her şeyi suçlayabilirim bana bu çentikli grafikleri bir araya getirmeme sebep oldukları için.

  Daha bu gün öğrendim;  'Ben bir bozkır kurduyum'  diyor yazar.Ne yazıktır ki ‘bozkırkurdu’ olmayı bile tüketmişim ben. Psikologların sıkça kullandığı ‘Topluma yabancılaşma’ ya da ‘Depresif içevurum’ gibi kavramları kendimde aramak şöyle dursun artık bu türden kavramların benim bitirmeye çalıştığım cehennem yolculuğunda bir karşılığı bile yok. Her gün daha iyi olmak, daha iyi hissetmek için bu kadar çaba sarf etmek  bir süre sonra gerçekten iyi hissettiğinde insanda dehşet verici bir hazımsızlık uyandırıyor ve bu insanın sahip olduğu bütün zevklere ve acılara yansıyor. Hiç bir haz duygusunu tam manasıyla yaşayamamak… Etraf kuru, çorak ve sessiz ...


Yaşadıklarını hissedemezken zor da olsa hissedebilecek bir şey bulduğunda, onu yaşayamamak çok zor…